Vasat, Arapçadan dilimize girmiş bir sözcük. "Orta" anlamına geliyor.

Okul karneleri Osmanlıda aliyyülâlâ (pekiyi), âlâ (iyi), vasat (orta),) zayıf, pek zayıf, fena şeklinde değerlendirilirmiş.

Ne iyi ne kötü yani vasat, ne zeki ne aptal yani vasat, ne çok ne az, yani vasat.

Türkiye bir vasatlar cennetidir.

Demokrasi vasat…
Ekonomi vasat…
Sanat vasat…
Bilim vasat...
Eğitim vasat…

AKIL- NAKİL

Bilim aklîdir; din ise nakli.

Aklî olan kuşkuya, sormaya, sorgulanmaya, araştırmaya yaslanır.

Naklî olanın doğruluğu yanlışlığı tartışılmaz. Söylenen neyse kabul edilir.

Bizim okullarımızda araştıran, sorgulayan, yeri geldiğinde itiraz eden öğrencilerin, öğretmenlerden şımarık, yaramaz damgasını yemesi işten bile değildir. Ama etliye sütlüye karışmayan, söz verilmeden konuşmayan, ödevini verilen kurallara uygun yapan öğrencileri nedense pek sevilirler.

Çünkü onlar, sistemle "uyumlu"durlar.

AB kitle eğitiminde "Ne kadar yapabiliyorsan o kadar dene; anlayışıyla eğitimde var olan riskleri en aza indirmeyi" vazgeçilmez ilke olarak koymuştur.

Orada eğitim akılcıdır, nakilci değil.

Orada eğitimin temel görevi, biat eden insanlar değil, hangi düzeyde olursa olsun katılımcı bireyler yetiştirmektir.

Bu nedenle o ülkelerde vasatlar, mühendis, doktor, bilim adamı olmak için yırtınmazlar.

Sistem, iyilerin önünü sonuna dek açarken vasatlara da zayıflara da insanca yaşayabilecek olanakları sunar.

Dün sabah vasat tren yollarında hızlı trenimiz yine kaza yaptı. 8 Temmuz'da Çorlu'da 25 canımızı yitirmiştik; dün de 9 kişiyi yitirdik. Ya yaralılar, ya acılı aileler?

Neden?

Subaşlarını vasatların tutmuş olmasının bunda bir payı yok mudur sizce?

Vasatlar cennetinde hayatın inşallahla başlayıp maşallahla devam etmesi ve hay Allah'la bitmesi yazgı gibidir.

DEVŞİRME

Bin yıllardır, üretmeden sahiplenmeyi severiz. Özümüzde ganimet kültürü var. Devşirmecilik de bunun bir başka biçimidir.

Osmanlı Arnavutluk, Bulgaristan, Yunanistan’dan daha sonraları Sırbistan ve Bosna-Hersek ve Macaristan’dan 14–18 yaş arasındaki Hıristiyan gençlerden gürbüz ve sağlam olanları devşirir, onları sıkı bir eğitimle ya asker ya da yönetici olarak yetiştirirdi.

Osmanlının 218 sadrazamından 117’sinin devşirme olduğunu kaçımız bilir?

Bugün devşirmecilik bitti mi sanıyorsunuz?

Yanılıyorsunuz…

Şimdi devşirmecilikte “ne kadar para, o kadar aliyyülâlâ ” düzeni var.

Büyük işletmelerin sanayi kuruluşlarının genel müdürlerini, CEO’larını sorup soruşturun hele bir.

Spor kulüplerimize bir bakın?

İki basketbol takımımız maç yapıyor. Sahada on siyahi oyuncu.

Allah Allah! Bu ülkede bu kadar çok siyahi insan var da biz mi bilmiyoruz!

Pistler, podyumlar, stadyumlar devşirme sporcularla dolu.

İki üç gün önce dört futbol takımımız Avrupa arenasındaydı. Galatasaray’ın ilk on birinde 2,Beşiktaş’ta 4, Fenerbahçe’de 6 ve Akhisarspor’da 3 Türk ya da Türk kökenli oyuncu sahadaydı. Bir başka deyişle 44 oyuncunun 29’u futbol lejyoner ya da devşirmeydi. Sonuç: 3 yenilgi 1 beraberlik.

Atalarımızın “Taşıma suyla değirmen dönmez.” demesi boşuna mı? Demek ki eski zamanlarda da bu tür çabalar olmuş ki aklı başında olanlar bu sözü dillerine dolamak zorunda kalmışlar.

Futbol milli takımımızın yarısı - ne demekse?- Almancıymış.

Kimse çıkıp da “Bu ülkenin gençleri nerede kardeşim?” diye sormuyor.

81 milyonluk bir ülkenin, uluslararası arenada, devşirmelerle temsil edilmesi kimsenin umurunda bile değil.

Sözü uzatmanın bir gereği yok.

Vasatları yücelten nakilci eğitim sisteminin bize aliyülâlâlar yetiştirmediği açık.

Ne diyelim öküzün samanını bile ithal eden bir vasatlar ülkesinden dünyaya yön verecek sanatçıların, bilim insanlarının, yöneticilerin, iş adamlarının, sporcuların yetişmesinin kolay olmadığını herhalde vasatlar bile bilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.