Öncelikle Sıla’ya geçmiş olsun diyelim ve onun gibi yaparak direkt konuya girelim.

Sıla’nın iddiasına göre sevgilisi Ahmet Kural kendisine fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladı, darp etti. Kural’ın bu iddialara karşı savunması ise "Olay anlatıldığı gibi değil sadece tartıştık, birbirimizi itip kalktık ve kolunu sıktım" minvalinde lakin görüntüler ve işin geçmişi bu konuda ki birçok şeyi açığa çıkarıyor.

Olay yargıya intikal ettiği için konunun ayrıntıları yakın zamanda gün yüzüne çıkacaktır. Ben yazımda bu olayın içeriğine girmeyeceğim zira hem taraflar haklarını arayabilme adına yeterince güçlü hem de konu gündemi yeterince meşgul edecek.

Gayet güçlü bir kadın olan Sıla da hakkını mahkemeler nazarında arayabilecek, tüm medya ve yazar çizer camiası kendisine destek verecek, hayranları ona yanında olduğunu bildirecek ve yakın çevresinin güçlü desteği ile de inşallah bu sancılı süreci en az hasarla atlatacak.

Benim bu olay bazında üzerinde durmak istediğim ve midemi bulandıran şey ise medyanın ve toplumun kadına şiddetin her türlüsünden tutun da, çocukların cinsel istismarına dair konulardaki iki yüzlü ve riyakâr tavrı.

Dün geceden beri bakıyorum, sanki toplum olarak infilak etmiş “gibiyiz”. Medya teyakkuza geçmiş durumda, ana haberler, magazin programları ve diğer mecralarda konu gündemin ilk sırasında. Köşe yazarları derhal bu konuda çok sert yazılar kaleme aldılar, alıyorlar ve alacaklar.

Konu sosyal medyada da gündemin ilk sırasında. Savcılık makamı deseniz o da çok hızlı bir şekilde olaya müdahil olup ilgili kişilerin ifadelerinin alınması için çalışma başlattı.

Siyasetçilerimiz de hiç şüphe yok, bu konuda ki rantı kullanıp pozu kesmek için derhal kadına şiddete dair açıklamalar yapacaklar.

Bu yazdıklarımın hepsi ne kadar güzel ne kadar umut verici gelişmeler diyesim geliyor ama diyemiyorum. Çünkü geçmiş tecrübelerin gösterdiği üzere yukarıdaki yazdıklarımın hepsi sığ, sanal ve günübirlik tepkilerden ibaret.

Oysa bizim toplumumuzda kadına bakış açısındaki sorun dönemsel değil yapısal ve kronikleşmiş vaziyette.

Bu memleket balık hafızalı, bu memleket popülist, bu memleketin kadına bakış açısında sakatlık var.

Şu an konuya dair medyada olanca kişi yazıp çiziyor, ahkam kesiyor ya; unuttuğum bir kişi varsa özür dilerim ama Melis Alphan dışında bu konuya eğilen ve memleketin dört bir köşesinde Sıla gibi güçlü olmak bir yana sesini dahi çıkaramayan onca şiddet mağduru kadını ve acılarını gündeme getiren ikinci bir isim hatırlamıyorum.

Neredeydiniz o zamanlar?

O zamanlar işiniz gazetecilik değil miydi?

O zamanlar köşelerinizde yazılar yazmıyor muydunuz?

O zamanlar televizyonlarda programlarınız yok muydu?

Ben size Sıla değil de normal ve sıradan bir kadın olsaydınız neler olacağını söyleyeyim: Şikâyete gittiğiniz polis sizi işkence mahallîne geri yollar, savcının odasının önünden dahi geçemezdiniz ve bu yazar çizer tayfası ile medya ise reyting edip etmeyeceğinize göre sizi gündemine alabilirdi.

Bu samimiyetsizlik, bu popülizm ile Sıla’ya yapılan şiddeti günlerce konuşsak da fayda etmeyecek, etmedi de.

Kadına şiddet, geçmişten günümüze ataerkil aile yapısından bastırılmış erkekliğe; ahlak kavramına bakış açısındaki çarpıklıktan hak arama bilincinin olmamasına kadar birçok sebepten kaynaklanıyor. Tüm bunların üzerine kanunların yetersizliği ve icra makamlarının duyarsızlığı da eklenince olay günümüzdeki halini alıyor.

Sorun çok temel zihinsel çarpıklığa dayanıyor ve kökü çok derinlerde. Bizim memlekette eğitimlisi-cahili; dindarı-seküleri fark etmiyor; kadına şiddet uyguluyor, can yakıyor, suç işliyor.

Zihniyet devrimine ihtiyaç var!

Son olarak şunu belirtmek isterim ki; devlet, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ve aydınlar bir arada çalışmadan bu sorun çözülmeyecek ve bu acılar dinmeyecek. Ve kendilerini bu durumlardan uzak hissedenler, unutmayalım ki yarın bir gün bu acıların mağduru bizim sevdiklerimiz de olabilir, biz de olabiliriz!

Umarım bu memleketin kadınlarının acıları gelecek kuşaklara sirayet etmeden içinde yaşadığımız çağda sona erer.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.