Orhan Gencebay Posta Gazetesi’ne röportaj vermiş. Açıklamaları ile sağolsun bir dönemin gözde “sanatçısı” nasıl olu(nu)r resmini çizmiş. Tabi Gencebay’ı eleştirenler var. Büyük bir hata içerisindeler zira haksızlar. Bir adamı, niteliklerine sahip olmadığı halde bir konuma koyup(Aydın-Entelektüel) sonra oranın hakkını veremediği için yerden yere vurmak hiç hakkaniyetli değil.

Bizim toplumda şöyle bir kafa karışıklığı var. Sanatçı eşittir aydın diye bir algı var. Bu kesinlikle doğru olmayan bir bakış açısı. Sanatçılar arasında aydın niteliğine sahip kişiler nadir de olsa çıkabilir ama her sanatçıyı otomatik olarak aydın kabul etmek en hafif hali ile saflık.

Ayrıca sağolsun Gencebay, Koçyiğit başta olmak üzere diğer saz arkadaşlarıyla birlikte sanatçı ile aydın arasındaki fark nedir, nasıl olur, bilmek isteyenler için bulunmaz bir laboratuvar çalışması sunuyor. Bu farkı anlamak isteyenler için emsal niteliğinde icraatlara imza atıyorlar.

Zaten Gencebay ve diğer sanatçılar da, ki bir kesimi sanatçı dahi değil son yıllarda bizzat kendi eylem ve sözleri ile ne olduklarını, nerede durduklarını ifşa ediyorlar. Hatta geçmişe gitmeye dahi gerek yok, söz konusu röportaja bakmak kâfi.

Neler demiş Sayın Gencebay bir bakalım:

Demiş ki ‘Sanatçıyı yaşat ki sanat yaşasın… Sanatçı da memuriyet statüsünde görülmemelidir. Sanatçının duygusu da düşüncesi de özgür olmalıdır. Devletin görevi de bu güzellikleri korumak ve gelişmesine yardımcı olmaktır’.

O zaman kendisine soralım Fazıl Say ve Sıla’nın iptal edilen konserileri ya da Barış Atay’ın yasaklanan tiyatro oyununu ne yapacağız?!

Pekala Türkiye’nin sanata yönelik sansür girişimlerinde dünyada yedinci sırada olmasına ve bu satırlara sığmayacak kadar çok sanatçının “yaşatılamamasına” ne diyeceğiz?

Devamında ‘Sanatçı muhalif olmalı diye bir söylem var. Sanatçı kesinlikle muhalif değildir. Sanat siyaset yapmaz’ diyor. Şimdi Gencebay; sizi bilmiyorum ama sanatçı toplumun, kendisinin veya herhangi bir insanın acılarına, sevinçlerine ve yaşanmışlıklarına karşı sıradan bir insana göre çok daha duyarlı olan ve bunu sanatına döken kimsedir.

Diyelim ki iktidar zalim ve topluma ya da bireye zulmediyor ne yapacak sanatçı? İktidarın zulmüne destek mi verecek, muhalefet etmeyecek mi?!

Muhalif kişilikleri ile tanınan, iktidarın ve zorbalığın her türlüsüne karşı duran Mahzuni Şerif, Aşık Veysel, Neşet Ertaş, Zülfü Livaneli, Cem Karaca ve diğerleri size göre sanatçı değil o zaman öyle mi?

Sanatçı elbette iktidarı destekleyebilir bu konuda özgürdür lakin 'muhalif değildir' deme cüretini kendinizde bulmanız sizin özgür düşünceye bakış açınızı göstermesi açısından oldukça manidar.

Geçmiş iktidarlara dönük olarak da ‘Bana Demirelci diyorlardı. Özal zamanında Özalcı, Ecevit zamanında Ecevitci diyorlardı’ demişsiniz. Yani her dönem benim iktidarla aram iyiydi diyorsunuz hem de övünerek. Yahu bahsettiğiniz insanlar farklı fraksiyonlar ve farklı icraatların sahipleriydi, hiç mi kendi ilke ve kurallarınız yoktu. Kendi demeçleriniz bize gösteriyor ki siz “Her devrin adamısınız!”

Kendisine yapılan ‘İktidar Yandaşı’ yakıştırmasına ise ‘Son derece kaba, çirkin ve cahil bir söylem. Ben devletimi sever sayarım. Devlete saygı duymayan nimetlerinden yararlanmasın. Varsa devletimizin eleştirilecek bir yönü, söylesin. Ama eleştirinin de bir adabı var’ diye cevap veriyor.

Tam bir şark kurnazlığı! Devletten kastı mevcut iktidar partisi ama bunu devlet diye ifade ederek kendisini eleştiriden uzak tutup söylediği cümleyi de normalleştirmeye ve haklılaştırmaya çalışıyor. Bununla da yetinmiyor ve 'eleştirinin de bir adabı var' diyerek düşünce özgürlüğünün sınırlarını çiziyor. Siz merak etmeyin Sayın Gencebay ve iktidarın nimetlerinden faydalanmaya devam edin, iktidar sizin olsa da bu devlet hepimizin. Bizim eleştirilerimiz devlet aygıtını elinde tutan ve icraatları ile hem devlete hem de millete zarar veren iktidara.

Gencebay, ülkede artan kutuplaşmayı da bencilliğe ve demokrat olmamaya bağlıyormuş. 'Yüzde elliyi zor tutuyorum ha' diyen zihniyet mi kutuplaşmayı engelliyor, demokrat oluyor?

Birde ‘Batsın bu dünya demiyorum, demem de. Şimdi öyle bir ortam yok. O zaman çok kötü bir ortam vardı, ülkemin daha iyi olması için eleştirilerimi yaptım… Beş kuruş para yoktu kimsede. Bugün çok şükür güzel aydın bir ülke var.’ demiş Gencebay.

Bir kere eleştirdim demeyin. Sizin söz konusu şarkınızın sözlerinde tüm eleştiri ve isyan Allah’a. O zamanın muktedirlerine dönük tek bir cümleniz yok. Sizin de söylediğiniz gibi siz her iktidarla iyi geçindiniz.

'Bugünün Türkiye’sinde para var, güzel ve aydın bir ülke' diyorsunuz ya. Para kimde var? Aydın ülke hangisi? Yolsuzlukta, gelir dağılımdaki eşitsizlikte, özgür basında vs memleket dünyada kaçıncı sırada haberinizin var mı? Elbette var ama üç maymunu oynamada siz ve sizin gibi düşünenlerin üzerine yok.

Velhasılı kelam Sayın Gencebay döktürmüş. İbretlik ve emsal bir röportaj. Burada sorun Gencebay’ın iktidara olan sevgisi değil, sorun onun açıklamaları da değil. Kendi düşünceleri ve duygularıdır, eyvallah der geçeriz.

Sorun kendisinin ve toplumun bir kesiminin onu konumladırdığı yer ve zannettiği kişi ile alakasının olmaması. Bir kesimdeki hayal kırıklığı ve kızgınlığın sebebi bu ki sözlerim onlara; “Uyanın!” bu devirde çok takkeler düştü keller göründü, görünecek. Üzmeyin tatlı canınızı, endişelenmeyin ama umudu kaybetmeden mücadele edin. Merak etmeyin, gelecek güzel günler, güneşli günler!

Son olarak da ‘Ben Türkiye’nin Orhan babasıyım ve hep öyle kalacağım’ demişsiniz.

Siz Orhan Baba değil Orhan Reissiniz.

Ona buna dava açmakla övünüyorsunuz. Babalık, büyüklük karşı taraf hatalı dahi olsa bağışlamakla olur, tıpkı kendisini bıçaklayan adamı dahi bağışlayan Müslüm Baba’nın yaptığı gibi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.