Biliyorum bugünlerin en netameli sözcüğü “müsvedde”. Ama ne yapayım yazdığım yazı bir müsvedde, yani bir “taslak”.

Yarım asırdır yazın dünyasında olan biri olarak şimdi Ankara'da sosyal medya hafiyelerinin, sosyal medya takip merkezinde, baş hafiyenin verdiği anahtar sözcükler listesinden önlerindeki kutuya düşen paylaşımları izlediklerini bilmiyor olabilir miyim?.

Mısır dersem say!

Portakal dersem söv!

Cengiz, dersem bırak ...koysun!

Gezen, dersem hesap versin!

Akpınar dersem kedi ol!

Kaçan dersem sıçan ol!

(Sayın hafiye, sıçan sözcüğünü fare, keme anlamında kullandım. Lütfen başka anlamlar yüklemeyin.)

Eee, genlerimizde sansür kanı dolaşır bizim. Böyle açıklamalar yapmak işimizin doğası gereğidir.

Bu ülkede sanatçı olmak zordur.

Ya 'yanatçı' olacak ya da müsvedde olarak kalacaksın.

Örneğin ben yarım asırdır yazı yazarım. 20 de kitabım var. Sorsalar yanatçı olmadığımı göğsümü gere gere söylerim de ne şairim, ne de yazarım diyebilirim.

Kolay mı kardeşim, kılı kırk yararak kırk sözcüğün 39'u sansürlü bir ülkede yazar, şair; velhasıl sanatçı olmak?

Kimilerinin çok övdükleri ve örnek aldıkları Abdülhamit Han Hazretleri sansürün de piri üstadıymış.

Mesela dönemin yazarları burun sözcüğünü kullanamazlarmış. Çünkü haşmetlunun burnu pek azametliymiş.

Kim ki "burun" sözcüğünü kullandı; hafiyeler hemen jurnallermiş.
Sonrası mı?

Haber uçtu devlete de
Beş yıl yattım hapiste
Yedi düvel zindanından
Beterdir Yedikule

Nargilem duman duman
Bayıldım aman aman
İstanbul güzel ama ah
Zabitleri pek yaman

türküsünü döne döne söylemekmiş.

Bakınız, "yıldız" sözcüğü de yasaklı sözcüklerdenmiş.

Çünkü zat-ı şahaneleri "Yıldız" sarayında otururmuş. Ben bu yüzden "saray" sözcüğünden oldum olası çekinirim.

"Buluttan nem kapmak" deyimini kim bilmez!

Allah kimseyi buluttan nem kapanlardan; garipleri de onların şerriyle imtihan edilenlerden etmesin.

Köylerin birinde bir Hasan varmış. Hasan dedikse aklınıza hemen Dalkavuk Hasanlar gelmesin canım.

Buna Ördek Hasan derlermiş. Bizim Hasan da hiç hazzetmezmiş bu lakaptan. Üstelik de pek alınganmış kendileri.

Günlerden bir gün Hasan kahveye gelmiş. Köylünün biri, harmanı varmış savrulacak ki dağlara bakmış:

- Hava bulutlandı, yine yağacak galiba, der demez Hasan adamcağıza şak diye bir Osmanlı tokadı aşketmiş.

- Ne oluyor, ne bu hiddet bu celal, diyesiymiş köylüler.

Hasan şöyle kenara çekilmiş:

- Bana laf attı, hakaret etti, demiş.

- Yahu Hasan bunu da nereden çıkardın şimdi... diye orta yeri bulmaya çalışırlarken Hasan;

- Bana hakaret etti. Bana Ördek dedi, diye söylenmeye devam edince;

- Aşkolsun, adamcağız "Hava bulutlandı, yağmur yağacak." dedi bunu da nereden çıkardın, demişler.

- Olur mu, demiş Hasan. Yağmur yağacak, ortalık göl olacak. Ördek Hasan da yüzecek, demek istedi, diyerek açıklayıvermiş gerekçesini.

Hadi neyse yine çok uzattım. En başta söyledim bu yazı, gerçek yazının müsveddesidir.

- Aslı mı?

Güldürmeyin beni. Daha çok beklersiniz.

Bak, sosyal medya hafiyesi kardeş, bu yazıdan senin kutuna kaç sözcük düştü bilemem. Öküz altında buzağı arama lütfen.

Bir kere ben ister sivil, ister askeri, ister ekonomik, ister post modern, ister paralel darbe düşmanıyım. Yemin ederim Sözcü Gazetesinde de tek satır yazı yazmadım.

Lakin muhbirlik yapmamı istiyorsanız küçük bir ipucu verebilirim:

Lütfen Atatürk'e terör başılığını yakıştıran tez canlılara şöyle bir göz atın!

Lütfen aculluğunuzu milletin … koymaya devam edenler için de gösterin.

Ammaa, şimdi onların devri. Kolay değil be kardeşim sizin de işiniz:

"Köpek var, taş yok
Taş var, köpek yok
Köpek var, taş var
Amaaa köpek padişahın köpeği
Yiğit isen at taşı."

değil mi ya!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.