Erdoğan yine kendisi gibi düşünmeyen tüm zümreleri 'elitler' çatısı altında birleştirerek salvolarını yaptı ve bu ülkenin kültür sanattaki çoraklaşmasının müsebbibi olarak ülkenin kaymağını yediğini iddia ettiği kesimleri gösterdi.

Elitlerden kastının kim, kimler olduğu ortada. Kaymak yeme mevzusu ise malum son iki aydır gündeminde. Anlıyoruz ki, Erdoğan’a göre ülkemizin yenilecek bir kaymağı var, bunu kendileri yiyememiş ve işin kötüsü buna da çok içerlemiş gibiler zira bu argümanı kullanırken oldukça sitemkârlar.

Erdoğan kutuplaştır, böl ve yönet stratejisini daha da derinleştirmek adına bu aralar ısrarla elinin en zayıf olduğu yerden, kültür sanattan beslenmeye çalışıyor. Siyasi argümanlarındaki kofluk her geçen gün daha da artan Erdoğan yine her zaman ki gibi hamaset ve şovenizmle siyaset yapıyor.

Bir kere artık Erdoğan’ın yaratmaya çalıştığı bir illüzyon olan kendisini sağ cenahla bir gösterme oyununu alenen bir ortaya çıkaralım. Erdoğan’ın yetiştiği kesim olan Siyasal İslamcılar, ideolojileri ve aidiyetleri itibarı ile Türkiye’nin bilinen ve benim de içinden geldiğim merkez sağı veya sağ cenahı ile benzer değerlere sahip değildir.

Bu ayrımı ve gerçekliği açık bir şekilde yapalım ki onun kurmaya çalıştığı illüzyon dünyasına izin vermeyelim ve sosyolojik okumayı doğru gerçekleştirebilelim. Kendisini çoğunluğun içine katarak söylemlerini meşru göstermeye ve toplumu kutuplaştırmaya çalışıyor zira Siyasal İslamcı zümre ideolojik tabanda %10-15 bandında. Oysa Merkez Sağ %40. Ülkenin en büyük kitlesi olan merkez sağı radikalize etmesine, söylemlerinin onların da düşüncesiymiş gibi algılanmasına ve onları saflarına çekmesine müsaade etmeyelim zira bu oyuna, tuzağa düşüldüğü için toplum şu an kutuplaşmış vaziyette.

Kültür sanata gelecek olursak, bu toplumun hemen hemen her katman ve kesiminde sağ cenah nüfus yoğunluğu olarak soldan bir hayli fazladır, kültür sanat hariç. Siyasal İslamcı ideoloji ve inananları ise nüfus olarak her iki kesimin de altındadır ama gördüğünüz üzere 16 yıldır iktidardalar.

Bu toplumda Sağ Cenah aksiyon, adanmışlık ve birlik anlamında Sol Cenaha oranla daha ileridedir, bu konuda Siyasal İslamcılar da Sağcılardan aşağı kalmaz lakin kültür sanatın hemen hemen har dalında edebiyatın bir kolu olan şiir hariç Sağcılar oldukça, Siyasal İslamcılar ise kat ve kat Soldan geridedirler.

Yani özetle kültür sanat konusunda Sağ Cenah ve Siyasal İslamcılar, Soldan hem nitelik hem de nicelik anlamında geridedir. Bunun aksini iddia etmek cehaletten başka bir şey değildir. Ayrıca bu durum da gayet normaldir. İlla bir zümre her alanda diğerlerinin önünde olacak diye bir şey söz konusu olamaz ki bu fıtrata da terstir.

Galiba kendileri zanaatı sanatla da karıştırıyor olabilirler gerçi zanaatta da hakimiyet yine Siyasal İslamcılarda olmadı orası da ayrı mesele ama zanaatta en azından Sağ Cenahta Sol kadar çalıştı ve eserler sundu. Siyasal İslamcılar ise işin bu tarafında da oldukça silik kaldılar.

Mesela sanatın dalları olan edebiyat, sinema, resim, heykel, mimarlık, müzik, tiyatro, dans ve son olarak fotoğrafçılıkta hangi Siyasal İslamcı isim ön plana çıkmışta eserler vermiş?

Öyle büyük yalanlar söyleniyor ki hicap duymamak imkânsız. Elitler kültür sanatı çoraklaştırmışmış. Ya hu Siyasal İslamcılar olarak sizler roman yazdınız da yakıldı veya toplatıldı mı? Tiyatro yazdınız da oynayacak sahnemi bulamadınız? Resim, heykel yaptınız da elinizden alan mı oldu? Parasızlıktan sinema filmi mi çekemediniz? Besteler yaptınız da konserleriniz mi yasaklandı? Fotoğrafçılık yapacaktınız da makinenizi mi kırdılar? Mimari eserler dikecektiniz de arazi mi bulamadınız? Elbette hayır!

Bilakis 16 yıldır tek başınıza, bütün imkanlar ellerinizde ve sınırsız yetkilerle iktidardasınız. Siz veya ideolojik olarak size inananlar hangi sanat dalında eserler verdiniz?

Peki Siyasal İslamcılar neden kültür sanatta eser veremedi? Çok basit, sanat fıtratlarına, yetiştirilme tarzlarına ve son olarak İslam anlayışlarına aykırı çünkü İslam’ı yorumlayışları da son derece sığ ve sakat.

Sanat tıpkı bilim gibi özgürlüklerden beslenir, dogmatik kafaların aklı yok sayan ve hurafelerle beslenen zihniyetlerinden değil. Sanat, tefekkür ve tahayyül dünyalarının birleşmesi ile ortaya çıkabilir. İtaat kültürünün hâkim olduğu, düşünme ve sorgulamanın yasaklandığı bir zihniyet dünyasından nasıl bir sanat eseri çıkabilir? Çıksa çıksa ucube gökdelenler çıkar işte.

Ayrıca Necip Fazıl da sizlerin tekelinde değil. Necip Fazıl, Osmanlı’nın çok sesli son on yılı ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarının hamuru ile yoğrulmuştur. O dönemin çocuğudur. Yetiştiği aile ve geldiği kesim de sizler gibi dogmatik düşüncelerin hâkim olduğu bir zümre değildir.

Bu memleket kültür sanat anlamında sol cenaha ve seküler düşünce dünyasına sahip insanlara yani “elitlere” çok şey borçludur. Kemal Sunal, Münir Özkul, Tarık Akan, Adile Naşit, Fazıl Say, Sezen Aksu, Müzeyyen Senar, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal… ve daha sayfalara sığmayacak kadar çok isim ve değer bu toprakların evladıdır ve zatı şahanelerinin elit kesimlerden kastettiği zümrenin evlatlarıdır. Necip Fazıl da en az onlar kadar bu memleketin değeri ve evladıdır.

Çoraklıktan bahsedenlerin iktidarında kitsch kültürü bilimden sanata memleketin dört bir yanına yerleşmiştir. Her konuda var olan bir şeyin, bir değerin veya eserin düşük, bayağı bir kopyasını üretmekten öteye geçemediler. Çin nasıl imitasyon ticaret yapıyorsa siz de kültür sanat anlamında imitasyon söylemler ve “şeyler” ürettiniz. Bu sebeplerle çoraklaşmayı bilmem ama sizler çürümenin müsebbiplerisiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.