Türkiye geçtiğimiz hafta en çok Tayyip Erdoğan'ın Fazıl Say'ın konserine katılmasını ve konser sonrası 'Sevgili Fazıl' diyerek yaptığı hitap ile ünlü piyanistin albümlerini imzalayarak armağan etmesini konuştu.

Bir ülkenin Cumhuraşkanının, o ülkenin uluslararası arenada çok bilinen bir sanatçısının konserine gitmesinin bu kadar çok konuşulması ve manşet olması, içinden geçtiğimiz akıl tutulmasının ne denli büyük olduğunu da gösteriyor aslında.

Şüphesiz olayın manşet olmasının da, sosyal medyada en çok tartışılan konuların başında gelmesi de tesadüf değil.

Fazıl Say, uzunca bir süre AKP iktidarını en sert eleştiren sanatçılar arasında yer aldı. Hem bunu sadece konserlerinde yapmadı, çeşitli gazete ve internet sitelerine yazılar yolladı, sosyal medya hesabında paylaşımlar yaparak 'muhalif' bir tavır takındı.

Ancak ne olduysa, ölüm gibi tüm fanileri görece eşitleyen bir olay, Fazıl Say'ı da Erdoğan'la yan yana düşürdü. Annesini kaybeden Fazıl Say'a Erdoğan'ın açtığı taziye telefonu aradaki diyaloğun ilk adımı oldu. Say, o telefonda Erdoğan'ı bir konserine davet etti. Aslında ünlü sanatçı, ülkede yaşanan gerilimden, konserlerinin iptal edilmesinden ve git gide yalnızlığa hapsedilmesinden duyduğu rahatsızlığı son dönemde yazdığı bir açık mektupla da dile getirmişti.

Erdoğan'ın Fazıl Say'ın konserine gitmesi iktidar cenahında sadece Akit'i kızdırırken, muhalif tabanda büyük bir öfke patlamasına neden oldu.

Bu öfkenin farklı nedenleri var?

Kimi diyor ki; "Sen Atatürk ve İnönü için 'İki ayyaş' diyen adamın önünde nasıl eğilirsin?

Bir başkası, "Artık Saray'da da konser verirsin. Dik durmak herkese nasip olmaz" diyor.

Say'a hak verenler, "Konserine gelen cumhurbaşkanına saygısızlık mı etseydi?" diye savunma yapıyorlar.

Erdoğan'ı n 31 Mart seçimleri öncesi bir halkla ilişkiler çalışması olarak Fazıl Say konserine gittiğini savunanların oranı hiç de az değil.

Ama öte yandan, Erdoğan takiye yapmakla suçlanırken o mahallenin tetikçisi Akit, Fazıl Say'ı takiye yapmakla ve Erdoğan'ı kullanmakla suçladı!

Demek ortada bir kullanma-kullanılma ilişkisi olduğuna dair şüphe iki cenahta da var?

Bu durumda Amerikalıların söylediği gibi her iki taraf için de win-win (kazan kazan) durumu mu söz konusu yoksa taraflardan birinin karşı tarafı kullanarak bir 'diz çöktürme' mesajı verdiklerini mi düşünmeliyiz.

Bence ortada geçici bir centilmenlik anlaşması var. Kim daha önce karşı tarafın 'açığını' görürse o konserde kimin kimi kullandığını deşifre etmiş olacak.

Örneğin, Fazıl Say bu konserin ardından Müjdat Gezen'e, Metin Akpınar'a veya Deniz Çakır'a yapılan linç konusunda bir geri adım atacak mı? Ya da Erdoğan, ülkenin iyi eğitimli, orta gelirli kentlilerini 'Ülkenin kaymağını yiyenler' diyerek hedef almaya devam edecek mi?

Aslında işin en sağlıklı tarafı ise, ülkede hiç kimse hakkında aşırı bir beklentiye girmeden yaşamı idame ettirmek ve mücadeleyi istihkam etmek.

Türkiye'de giderek artan baskı rejimine karşı uzun soluklu bir mücadele veriliyor. Bu mücadelede yorulanlar, yılgınlığa düşenler, nefesi kesilenler olacağı gibi korkanlar da olacaktır. Gayet insani değil midir zaten korkmak.

Ama bu olayın bize asıl gösterdiği şey, bu toplum halen daha örgütlülüğün ve dayanışmanın manasını kavramamış ve kişilerden kahraman yaratmaya çalışıyor. Örgütlü ve uzun erimli bir mücadeleye girmeye cesaretini yitirenler, birilerinin kendileri adına kavga etmesini, söz söylemesini daha da ötesinden bedel ödemesini istiyorlar.

16 yıldır üst üste alınan onca seçim yenilgisi bazı kesimleri ve kişileri yılgınlığa da düşürmüş olabilir. İnsanca, gayet insanca. İnsanca olmayan ise, insanın kendi hür iradesi ile neler yapabileceğinin bir türlü farkına varmaması.

Fazıl Say'la ilgili toplumun pek çok kesiminden, 'kanaat önderinden' görüşler okuduk. Ama ne aylardır direnen Flormar işçileri, ne kavganın ortasında havalimanı işçileri ne de Karadeniz'de HES'lere Trakya'da RES'lere karşı mücadele eden insanlardan bir tepki duymadık. Çünkü onlar, kimseye muhtaç olmadan kendi mücadelelerini kendileri veriyor.

Aradaki farkı anladınız mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.