Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi sosyolog Prof. Dr. Nükhet Sirman, Palu ailesinin hikâyesini ele alırken Atatürk dönemine çatmayı ihmal etmiyor. [1]

Demek ki akraba evliliği olsa sır da olmayacak!

Tekke ve zaviyeler aşiretlerin, cemaatlerin cumhuriyete bent oluşturması nedeniyle kapatılmış!

Sirman “neden akraba evliliğine karşı çıkıldı” şeklindeki soruyu Atatürk dönemi bireyinin sadece Cumhuriyet’e tâbi olmasıyla açıklıyor:

“Cumhuriyet, bireyle kendisi arasındaki bütün ara mekanizmaları yok etmeye odaklanıyor. Tekke ve zaviyelerin bile din karşıtlığından ziyade, bu nedenle kapatıldığını söyleyebilirim.”

Din istismarcılarına liberal dayanak

Sirman, Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının bir gerekçesi olarak “din karşıtlığını” söylüyor ki tam halife özlemcisi dincilerin-dindar farklı- söylemi. Dahası Tekke ve zaviyeler akraba evliliğinin neden olacağı geniş aile kavramı üzerinden Cumhuriyet’e bağlanmayı önlediği için kapatılmış. Dincilere ne güzel de istismar edecekleri dayanak sunuyor değil mi!

Bu liberaller değil mi bireyi önemseyen! Geniş ailede otorite bireyden aşiretin başına, oradan ağaya, feodal beye geçmiyor mu?

Kişi, çekirdek ailede mi daha bireyselleşir; yani kararlarını kendi aklına, seçimine göre özgürce alır yoksa geniş ailede mi? Eğer mesele cemaat, tarikat şeyhine, ağaya verirsiniz tekke-zaviye, toprak, unvan, makam. Böylece daha geniş kitleleri kontrol altına alırsınız.

Cumhuriyet, erkeğe nasıl “sen sadece bana tâbi olacaksın” demiş!

“Rejim açısından çekirdek aile neden daha kontrol edilebilir bir yapı?” sorusuna şu yanıtı veriyor:

“Cumhuriyet…erkeğe ‘sen sadece bana tâbi olacaksın’, ‘her evlenen erkeği paşa, reis yapacağım’ dedi. 1926 Medeni Kanun’la erkeğe bu ‘paşalık’ bahşedilirken, çekirdek ailenin reisi doğrudan Cumhuriyet’e tâbi kılındı. Çekirdek ailenin reisi, okulda, askerde vs, de sistematik olarak devletin tedrisatından geçirildi.”

Kimin tedrisatından (eğitim) geçecekti? Tekke-zaviye, medreselerin mi? Şıhların mı?

Elbette çağdaş uygarlığı yakalayacak milli ve laik bir eğitim alacaktı.

Birkaç cümle de kendini yalanlayan ifadeleri sıralamakta sakınca görmüyor. Padişah ve paşanın, kapısındaki adamı isterse evlendirip isterse bekâr bırakması Cumhuriyet sayesinde yok edildiyse ne güzel işte. Erkeğe bile özgürlük getiriyor. “Bu ara mekanizmaları ve hiyerarşiyi yok etti” dese de yine de profesörümüz Cumhuriyet’i erkeğin kapıkulu olmaktan kurtarmasını takdir etmiyor.

Bir öğretim üyesinde “ileri olan hangisi? Geri hangisi” bilinci olmaz mı? İleri olanı onaylayıp takdir etmez mi?

Yok. Ederse liberal camiada, sosyolojide tekel kurmuş Avrupa bilim çevresinde mimlenebilir. Zaten konuşmasında Avrupalı antropologlar Germaine Tillion ve Michael Herzfeld’in ifadelerine başvuruyor. Bizim sosyologlarımız bilim üretemiyor olsa gerek!

Cumhuriyet, erkeğe nasıl “sen sadece bana tâbi olacaksın” demiş oluyor?

Medeni Kanunu’nu söylüyor da hangi maddesiyle erkek, devlete bağlı kılınmış oluyor?

Madde söylemiyor. Söz ola beri gele.

Cumhuriyet, kadına ne demiş?

Medeni Kanun ile kadın ve erkeğin, mahkeme önünde boşanması getirilerek kocanın “boş ol” sözüyle kadını rahatlıkla boşamasının önüne geçildi. Eşit koşullarla boşama, kadınlara da tanındı. Resmi nikâh, tek eşlilik zorunlu hale getirildi. Mirasta kız ve erkek çocukların eşit pay almaları sağlandı.

Bu durumda kadın erkek ile eşitlenmiş mi erkek devlete tabi kılınmış mı oluyor?

Bir profesör bunları bilmez mi?

Bilir elbet. Dolayısıyla cahillikle açıklanamayacak bu sözlerin altındaki esas neden Atatürk ile, Atatürk dönemi ile hesaplaşmak. Şu sözlerinde bunu görmek mümkün:

“Akraba evliliği, toprağın başkalarına geçmesini önlemede çok işlevseldir. Türkiye’de bazı kesimler akrabalık ilişkisini ensest olarak tanımlıyor. Oysa bu ensest filan değil. Fakat bu söylemle, devletle birey arasında bent oluşturacak geniş ailelerin oluşması engellenmek isteniyor.”

Geniş aile, devletle birey arasında nasıl bir bent oluşturacakmış? Bu bent iyi mi kötü mü?

Bu soruların yanıtı yok. Anlaşılıyor ki devleti, özgürlükler karşısında bir bent görüyor.

Nükhet Sirman modernizmle sorunlu, yabancı bilim insanlarını referans alan, toplumuna yabancı bir toplumbilimci.

Oysa, kadın erkek eşitliği (medeni, çalışma yaşamına dair ve seçme-seçilme gibi siyasi haklar gibi); dolayısıyla aile, hedefe oturttuğu Cumhuriyet devriminin sayesinde en geniş özgürlüklere kavuştu.

[1] Nükhet Sirman, “Palu ailesini istisna gibi göstermek korkunç!”, Gazete Duvar, 12.01.2019, erişim tarihi 14.01.2019, https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/01/12/nukhet-sirman-palu-ailesini-istisna-gibi-gostermek-korkunc/.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.