2002’de iktidara giden yolu açtı;

2015’de düştüğü yerden kaldırdı;

2016’da rejimi değiştirmesini sağladı;

2018’de cumhurbaşkanı yaptı.

Bahçeli yaptığı hamlelerle Türk siyasi tarihinin son 20 yılına negatif anlamda maalesef damgasını vurmuştur. Aldığı oy ile orantısız olan özgül ağırlığı sayesinde 1923’de kurulan rejimin yıkılmasına sebebiyet verenlerden birisidir.

Rejimi değiştiren Erdoğan ve AKP ilk olarak 2007-2012 arası Cemaat eliyle yargı ve bürokrasiyi kullanarak geçmiş rejim ve kurumlarına ağır yaralar vermiş, nihai darbeyi ise 2016 Referandumu ve 2018 Seçimleri ile indirmiştir. Bu zaman zarfında Bahçeli olmadan Erdoğan’ın istediğini alabilmesine imkân yoktur.

Geldiğimiz noktada ise dün itibari ile karşılıklı olarak ürkek ve çekingen bir dille, açık kapıda bırakarak, ittifaklarının bittiğini ilan ettiler.

Her iki tarafın da söyledikleri cümlelerin arkasında durma gibi bir özellikleri olmadığını ve yine her iki tarafın pragmatist olduğunu düşünürsek verilen demeçlerin hiçbir önemi olmadığını bilmemiz gerekir.

Erdoğan’ın Bahçeli-Bozdağ atışmasında Bozdağ’dan yana taraf olup ‘yol arkadaşımı feda edemem’ demesi ise Bahçeli’ye yapılmış bir vefasızlıktır zira Erdoğan’ın Milli Görüş köklerinden gelen hiçbir dava arkadaşı Bahçeli kadar kendisine omuz vermemiş, verememiş ve Bahçeli kadar yoluna su serpmemiştir.

Bahçeli’nin sözlerinin arkasında durmadığını zaman içerisinde anladığımız için eylemleri üzerinden değerlendirme yapmak gerektiğini düşünüyorum zira Erdoğan’a en ağır hitamları yaptıktan sonra en derin methiyeleri de kendisi dizdiği için sözlerini dikkate alamıyoruz. Eylemlerine gelecek olursak da yazımın başında dile getirdiğim çok ilginç bir tablo ile karşı karşıyayız.

Dört temel tarih ve dört temel vaka. Bunlardan ilki, Bahçeli’nin 2002’de koalisyon ortağı iken kendisini baraj altında bırakıp Erdoğan’ı iktidara getiren hamleyi yaparak ülkeyi erken seçime götürmesi;

İkincisi, 7 Haziran 2015 seçimlerinde Erdoğan iktidardan düştüğünde koalisyon kurmayarak ve baraj altında kalma riskini alarak ülkenin erken seçime gitmesine sebep olması ve yine Erdoğan’ın iktidara gelmesine yol açması;

Üçüncüsü, 2016 yılında Erdoğan’ın kamuoyu yoklamalarından dolayı destek görmediğini bildiği ve bu sebeple referanduma götürmediği Başkanlık sistemine alenen destek vererek referandum sürecini başlatan kişi olması ve son kertede verdiği destekle Erdoğan’ı ‘Başkan’ yapıp, 90 yılı aşan rejimin yıkıma uğramasına sebebiyet vermesi;

Dördüncü ve son olarak ise 2018 seçimlerinde verdiği destekle birlikte kurdukları rejimin başına Erdoğan’ın geçmesini sağlamasıdır.

Tüm bu hususlar düşünüldüğünde ve Bahçeli ile Erdoğan’ın geçmişte birbirlerine karşı en ağır sözleri söyleyip akabinde de ittifak kurdukları malum olduğuna göre, ittifakın bozulmasının bir ehemmiyeti olmadığı zira yarına kalmadan daha güçlü bir şekilde yeniden dizayn edilebileceği göz ardı edilmemelidir.

Ayrıca bu saatten sonra ittifaka büyük ehemmiyet verilmesi de yersizdir zira ittifak yapacaklarını yapmış, rejim bütün kurumları ile yıkılmış, demokrasi rafa kalkmış, temel hak ve özgürlükler yok edilmiştir. Bu sebeplerle konu artık sadece magazinseldir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.